<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=29106666&amp;blogName=M%C3%A2kalat&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLUE&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http://kainatmakalat.blogspot.com/search&amp;blogLocale=tr&amp;homepageUrl=http://kainatmakalat.blogspot.com/&amp;vt=836349103949408213" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
Sitemiz 2008 Eylül ayından itibaren KAİNATAMEKTUP.com adresinden hizmet vermektedir.
Zaman zaman buraya da kayıt girilmektedir.

Ağustos 23, 2006

YÜREK

YÜREĞİN GÜLMESİ
Siz hiç yüreğinizin güldüğünü hissettiniz mi? İnsanlar kalbim karardı, ruhum daraldı derlerde , nedense yüreğim aydınlandı, ruhum güldü demezler. Son zamanlarda diyecektim, bu cümleyi kurmaktan vazgeçiyorum, çünkü alışkanlık olmuş günü yaşamaktan kaçarak eskiyi kutsamak. Eski zamanlarda ruhu siyahlaşan da vardı, yüreği gülenler de vardı, şimdi olduğu gibi. Fakat medeniyetimizden yeterice beslenildiği zamanlarda kalbi huzurda olanlar daha fazlaydı, diyebiliriz. Bugün de bizi yükselten değerlere sahip çıkabilirsek, kısa sürede çağın vebası iç karanlığını, aydınlığa çeviririz.

Yaşantılarımızı incelediğimizde üzüntüleri paylaştığımız kadar mutlulukları paylaşmıyoruz gibi geliyor bana. Tıpkı her gün olumsuz binlerce olay gösteren medyada bir tek güzelliği görmenin zor olduğu gibi. Acaba mutlu olduğumuz zaman hiç yaşamıyor muyuz? Olumsuzluk yaymak yeni bir moda mı yoksa? Bu kadar çok olumsuzluğun sunulduğu yerde yüreğin gülmesinden söz etmek zor. Bakın yazının bu bölümü bile olumsuzluklarla doldu sanki. “Güzel bakan güzel görür”, cümlesi bize bakan ile görülen arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Kainat bir ayna ve biz onda kendimizi seyrediyoruz. Bu aynada kendi içindeki karanlıkları görenlerin, birbirlerini mutlu etmekten çok üzdükleri kesin.

Allah’ın huzurunda huzurlu bir şekilde durabilmek , yüreği gülümsetebilmek ve onu karanlıklardan kurtarabilmek bir erdem. Çevremizde huzurlu insanlar da görmek mümkün. Hatta sabahın ilk saatlerinde bile gülen yürek ile karşılaşabilirsiniz. Aslında bu günün ilk saatleri, eğer güne iyi bir başlangıç yapılmamışsa insanın uyku mahmurluğu ile ortalıkta dolaştığı, suratının asık olduğu vakittir. Benim güne erken başladığımda uğradığım sabahçı kahvemizin müdavimlerinden biri olan, bitişikteki çorba salonunu işleten Abdullah Ağabey. Sabahları çorbayı yetiştirebilmesi için erkenden kalkması gerekiyor. Ben çayımı yudumlarken işlerini bitirip kahvehaneye geldiğinde:”Ben geldim,” diye sesleniyor;ama o nasıl sesleniş. İnsanların yüzünü göremeseniz de , ses tonundan ruh halini anlarsınız. Ben geldim derken yüreğinin huzurlu olduğunu bize hissettiriyor. Karşınızda ki insanın yüreği gülüyorsa siz o anda huzursuz olsanız bile içiniz genişler. Demiştik ya insan insana aynadır. Ruhlar birbirlerinden bizim anlayamayacağımız kadar çok etkilenirler. Bu sebepten huzursuzluk veren yerlerde fazla dolaşmamalı. Etrafına karamsarlık saçanlarla uzun süre oturmamalı. Eğer MÜSLÜMAN feraset sahibi olmuşsa iç sesi onu her zaman uyarır ve güzelliğe sevk eder.

Nefsin sesi ile yüreğin sesini ayırmak biraz zor. Elimizde hakikat ölçüleri olmalı. Gerçek hak ile batılı ayıran ölçüye sahipsek işimiz biraz daha kolay. Dönüp dolaşıp FURKAN’ a geliyoruz. Çünkü başka gidecek yer yok. Bizi Yaradan RABBİMİZ yaşamak için kılavuzumuzu da göndermiş. Bize rehber olması için O güzel insan Peygamberimiz HZ. MUHAMMED’ i (s.a.v.) bize göndermiş. Ve onun yolundan giden o gün ile bugünü birleştiren güzel insanlar, İNSAN-I KAMİLLER TESBİH TANELERİ GİBİ DİZİLMİŞLER. RABBİM yüzüne baktığımızda yüreğimizi güldüren insanlarla karşılaştırsın ve onlarla beraber kılsın.
İlk kelimemize dönersek; oku ile kendimiz yenileyeceğiz daha sonra kalem ile hayata notlar düşeceğiz. Kainat üzerinde ki denge noktalarını görmeye çalışıp dostu arayacağız. Dostu bulduğumuzda yüreğimiz; gülecek, iç huzurunu yakalayacağız ve ruhumuz yükselecek.
Yüzler kahkahalar atabilir, mutluluk oyunu oynayabilir; ama ruhlar oyun oynamaz. Yüz gülerken yürek ağlıyorsa, ruhu bilenler bunu hisseder. Yüreklerin huzurlu olduğu daha güzel günler RABBİMDEN bizler için diliyorum.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa