HAKETMEK
Denize göz kırpan yıldız, suda yansıyan ışık, zarif bir şekilde kollarını sallayan ağaç, su üzerinde yüzen gemi, gökyüzünde süzülen martı, balkonda yazan adam neyi hakedebilmenin mücadelesini veriyor?
Kuş yolunu şaşırmış sendeleyerek uçmada. İnsan düşünüyor bir yerinde bir şey mi var, elimden ne gelir? İlk akla gelen onu yakalayıp tedavi etmektir. Çünkü uçarken onu tedavi etmek zordur. Yakalanıp bir kafese konulursa kuş hangi hale düşer? Onu gök yüzünde uçarken tedavi etmenin yolunu bulamaz mıyız? Düşünüyorum da kuşu uçarken tedavi etmeliyiz. Onunla birlikte sonsuzluğa kanat çırparak bu işi başarmalıyız.. Hem onunla semada dolaşırken yeni bakış açılarını da görme imkanımız olacaktır. En azından onun dünyasını anlayabiliriz ve uygulayacağımız tedavi sonuç verebilir. Birlikte uçmadan kendi dar dünyamızda birilerini tedavi etmeye çalışmak, onlara vesile olmaya çalışmak ne kadar doğru. Bugün düşlediğimiz insanı yetiştirmeyi hak edemiyorsak kuş misalini iyi düşünmeliyiz.
Hak edebilme mücadelesi nasıl başlar? İnsan önce neyi haketmeli? "And olsun gelip geçen zamana" ayeti bize nereden başlamamız gerektiğini öğütlüyor. İnsan önce "vakti kuşanmalı" Zamanı hak edebildiği ölçüde yaşayabilir insan. Gelip geçmeden içinde bulunduğu vaktin kıymetini bil ve yaşa.
İnsan kendisine sunulan nimetleri haketmeli. Nimetin hakkı nasıl verilir? Şükrederek ve paylaşarak nimetlerin hakkını vermeye çalışabiliriz. Bunca nimetin hakkını veremeyiz de en azından hangi yolda olduğumuz belli olur. Bir sağlık nimetinin şükrünü yapabilir miyiz? Ey! gözlerim, aklım,kalbim gördüğünüz ve görmediğiniz tüm nimetlere şükredin. Ve yaşantınızla bu teşekkürü gösterin.
Bu dünyadaki serüvenimizde hakedebilme mücadelesi, bir başka alemin ve tüm alemlerin Rabb'i olan adil bir yaratıcının farkında olanlara...Bu yeryüzünde temiz kalarak geçebilirsek, güzel ve nezih bir alemi hak edeceğiz. Elbette oraya kendi elimizden gelenlerle değil ancak Rabb'in Rahmeti ile gireceğiz.
Yaşadıklarımız hak ettiklerimizdir aslında. Neyi hak ediyorsa insan onu yaşıyordur. Kaç güzel insan tanıyorsak bizde o kadar güzeliz. Bu madde dünyasında hiçbir çıkar gözetmeden sadece Allah rızası için birbirini seven insanlar varsa alem yaşıyordur. İnsan farklı imtihanlardan geçtiği için bazen hak etmediklerini de yaşayabilir. Kendi eliyle hazırladığı bir bela değilse diğer alemde hak edeceği makamın işaretidir yaşadıkları.
Bahane bulmayı bırakalım artık. Zaman bozuk, düzen bozuk, insanlar bozuk, her şey bozuk... Hak ettiğim bozukluksa o zaman bende mi bir bozukluk var diye düşünmeliyim. Hakikati yaşa, hayrı çoğalt, hizmet et, insanlara vesile ol... Sen etrafa hoş kokular yayarsan tüm kötü kokular yok olur gider. Gül olursan çöplükte de olsan seni koklarlar, oradan alır götürürlerde bir gül bahçesine dikerler, birazda sana can suyu verirler. Senin yolun ey dost her dem gülleşmekten geçsin.
Kelimeler ile ilerliyoruz. Bu kelimeler yaşam duraklarımız. Oku ile çıktık yola ve şimdi haketme kelimesine ulaştık. Kelimeler ilerledikçe yazma alanımız daralıyor. Sanki her kelime hem aynı anlamı ifade ediyor hem de kendine özel bir anlamı var. Aynı çünkü hepsini ulaşmak istediği tek bir yer var. Farklı çünkü zirveye ulaşan pek çok yol var. Belki bizi adımlarımız zirveye ulaştıramayacak. Derdimiz O yakınlık mertebesine ulaşma yolunda olmak.
"Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet / Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal" diyerek haketme kelimesini en güzle şekilde ifade eden medeniyetin ışığı büyük şair Mehmet Akif Ersoy'a rahmet diliyoruz. Rabb'im O güzel insanların yolundan ayırmasın ve güzellikleri hakedebilecek bir yaşam nasip eylesin tüm insanlığa...
Denize göz kırpan yıldız, suda yansıyan ışık, zarif bir şekilde kollarını sallayan ağaç, su üzerinde yüzen gemi, gökyüzünde süzülen martı, balkonda yazan adam neyi hakedebilmenin mücadelesini veriyor?
Kuş yolunu şaşırmış sendeleyerek uçmada. İnsan düşünüyor bir yerinde bir şey mi var, elimden ne gelir? İlk akla gelen onu yakalayıp tedavi etmektir. Çünkü uçarken onu tedavi etmek zordur. Yakalanıp bir kafese konulursa kuş hangi hale düşer? Onu gök yüzünde uçarken tedavi etmenin yolunu bulamaz mıyız? Düşünüyorum da kuşu uçarken tedavi etmeliyiz. Onunla birlikte sonsuzluğa kanat çırparak bu işi başarmalıyız.. Hem onunla semada dolaşırken yeni bakış açılarını da görme imkanımız olacaktır. En azından onun dünyasını anlayabiliriz ve uygulayacağımız tedavi sonuç verebilir. Birlikte uçmadan kendi dar dünyamızda birilerini tedavi etmeye çalışmak, onlara vesile olmaya çalışmak ne kadar doğru. Bugün düşlediğimiz insanı yetiştirmeyi hak edemiyorsak kuş misalini iyi düşünmeliyiz.
Hak edebilme mücadelesi nasıl başlar? İnsan önce neyi haketmeli? "And olsun gelip geçen zamana" ayeti bize nereden başlamamız gerektiğini öğütlüyor. İnsan önce "vakti kuşanmalı" Zamanı hak edebildiği ölçüde yaşayabilir insan. Gelip geçmeden içinde bulunduğu vaktin kıymetini bil ve yaşa.
İnsan kendisine sunulan nimetleri haketmeli. Nimetin hakkı nasıl verilir? Şükrederek ve paylaşarak nimetlerin hakkını vermeye çalışabiliriz. Bunca nimetin hakkını veremeyiz de en azından hangi yolda olduğumuz belli olur. Bir sağlık nimetinin şükrünü yapabilir miyiz? Ey! gözlerim, aklım,kalbim gördüğünüz ve görmediğiniz tüm nimetlere şükredin. Ve yaşantınızla bu teşekkürü gösterin.
Bu dünyadaki serüvenimizde hakedebilme mücadelesi, bir başka alemin ve tüm alemlerin Rabb'i olan adil bir yaratıcının farkında olanlara...Bu yeryüzünde temiz kalarak geçebilirsek, güzel ve nezih bir alemi hak edeceğiz. Elbette oraya kendi elimizden gelenlerle değil ancak Rabb'in Rahmeti ile gireceğiz.
Yaşadıklarımız hak ettiklerimizdir aslında. Neyi hak ediyorsa insan onu yaşıyordur. Kaç güzel insan tanıyorsak bizde o kadar güzeliz. Bu madde dünyasında hiçbir çıkar gözetmeden sadece Allah rızası için birbirini seven insanlar varsa alem yaşıyordur. İnsan farklı imtihanlardan geçtiği için bazen hak etmediklerini de yaşayabilir. Kendi eliyle hazırladığı bir bela değilse diğer alemde hak edeceği makamın işaretidir yaşadıkları.
Bahane bulmayı bırakalım artık. Zaman bozuk, düzen bozuk, insanlar bozuk, her şey bozuk... Hak ettiğim bozukluksa o zaman bende mi bir bozukluk var diye düşünmeliyim. Hakikati yaşa, hayrı çoğalt, hizmet et, insanlara vesile ol... Sen etrafa hoş kokular yayarsan tüm kötü kokular yok olur gider. Gül olursan çöplükte de olsan seni koklarlar, oradan alır götürürlerde bir gül bahçesine dikerler, birazda sana can suyu verirler. Senin yolun ey dost her dem gülleşmekten geçsin.
Kelimeler ile ilerliyoruz. Bu kelimeler yaşam duraklarımız. Oku ile çıktık yola ve şimdi haketme kelimesine ulaştık. Kelimeler ilerledikçe yazma alanımız daralıyor. Sanki her kelime hem aynı anlamı ifade ediyor hem de kendine özel bir anlamı var. Aynı çünkü hepsini ulaşmak istediği tek bir yer var. Farklı çünkü zirveye ulaşan pek çok yol var. Belki bizi adımlarımız zirveye ulaştıramayacak. Derdimiz O yakınlık mertebesine ulaşma yolunda olmak.
"Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet / Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal" diyerek haketme kelimesini en güzle şekilde ifade eden medeniyetin ışığı büyük şair Mehmet Akif Ersoy'a rahmet diliyoruz. Rabb'im O güzel insanların yolundan ayırmasın ve güzellikleri hakedebilecek bir yaşam nasip eylesin tüm insanlığa...

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa