<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=29106666&amp;blogName=M%C3%A2kalat&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLUE&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http://kainatmakalat.blogspot.com/search&amp;blogLocale=tr&amp;homepageUrl=http://kainatmakalat.blogspot.com/&amp;vt=836349103949408213" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
Sitemiz 2008 Eylül ayından itibaren KAİNATAMEKTUP.com adresinden hizmet vermektedir.
Zaman zaman buraya da kayıt girilmektedir.

Mayıs 23, 1998

DENGE

GARİP YOLCU
Sabah tüm güzelliği ile kainatı selamlamayı bekliyordu. Vaktin sessizliği insana garip bir zevk veriyordu. Ulvi çağrı sessizliği delerek sonsuzluktaki yerini alıyordu. Garip yolcu, yeni günün hazırlıklarına başladı. Önce arınmak için aziz su ile buluştu. Çağrının geldiği yöne doğru sessizliği kırmadan ilerledi, çağrıya kulak kabartan başkaları da vardı; Kuşlar bu sevinci büyütmek için en hoş zikirlerini çekiyorlardı. Yüreği genişleyen garip yolcu seherin tatlı yüzünden çok etkilendi. Yenilenen gün ile o da kendisini yenilediğini zannediyordu . Belki de güne taze bir başlangıç yapmanın ne kadar zor olduğunu unutmuştu. İlerleyen saatlerde ne ile karşılaşacağının farkında değildi.

Gün ağır ağır ilerlemeye başladı. Garip yolcu da sabahın korumasından çıktı. Artık geri dönmesi zor bir yolun başındaydı. Yeniden o vakte ulaşmak istiyorsa, bu yolu yürümeliydi. Zor yürüyüş yeni bir sehere varabilmenin umuduyla başladı. Acaba temiz kalabilecek miydi, aslında bütün sorunda bu noktada kilitlenmişti. Dünyanın içinden geçip de temiz kalmak....

Son yüz yılda yeryüzünde asit yağmurları bile başlamıştı. Eskiden de pek çok insanı kirletecek etken mevcuttu; fakat asit yağmurları bu çağın yeni hastalığıydı; stres, sıkıntı, madde bağımlılığı, yalnızlık... Garip yolcu bu yolda çok arkadaşlarını kaybetti. Sabahın koruması altında atıp tutanların eriyişlerini üzülerek seyretmek zorunda kaldı. Kendisi de bu eriyişleri görünce hiç olmazsa atıp tutmamayı öğrendi. Asit yağmurlarından etkilenmeyen bir şemsiye veya bir elbise var mı, diye düşündü. Yüce Kitapta okuduğu takva elbisesi aklına geldi. Ancak kendisini bu elbise ile koruyabileceğini düşündü. Fakat o takva elbisesini giymek kolay mıydı? Hadi zor da olsa giydiğini düşünelim; sıkıldım, terledim diyerek çıkarmayacağına kim garanti verebilirdi. İnsan bu gariptir. Garip yolcu eksikliğinin farkındaydı, melek değildi. İyiliği ve kötülüğü seçebilecek bir iradeye sahipti. İçinde orta noktasını bulamadığı bir mücadele vardı. İyi ve kötü çatışması.

Garip yolcu takva elbisesini giymenin ve onu muhafaza etmenin yollarını aramalıydı. Onu bu yolculuğa koyan, diğer mahlukattan farklı bir hediye vermişti. Bu hediyeyi tam anlayabilmek için diğer yaratılanı inceledi. Hemen aklına arı geldi; arı çok çalışkan bir mahluktu , onun işçiliğine hayran kalmamak elde değildi. Onunda ailesi vardı ve onlara bakmak için çabalıyordu. Ama o sadece bal üretebilir ve kendi zikrini tamamlayıp bu dünyada yol alırdı. Arının kendisine verilen içgüdünün dışına çıkma gibi bir derdi yoktu. O sadece kendine verilen işi yapıyordu. Peki ama insanı zor duruma sokan neydi? Evet sorunu buldu garip yolcu, insan düşünebilen bir varlıktı ve bu özelliği ile diğer mahlukattan ayrılıyordu. Düşünme yetisi onu yoldan çıkardığı gibi yola da sokabilirdi. İşte elbiseyi giymenin yolunu buldu. Düşünecek ve ona gönderilen tüm ayetleri okuyacaktı. Okuduğunu yaşadığında artık tüm kirletmelere rağmen temiz kalabilirdi.
Kendine güvendi; kainatı okuduğu, düşünebildiği takdirde bu yürüyüşü tamamlarım dedi. Daha o anda kaybettiğinin farkına varmadı. Bu yolda en büyük hata kendine güvenmek ve büyük görmekti. İbliste yolun sonunu büyüklendiği için bulmamış mıydı. Eğer bilmediklerinin, bildiklerinden çok olduğunu, toplam bilgisinin gerçek bilgi karşısında sadece bir noktadan ibaret olduğunu ah! bir bilebilseydi. Yolu bitirinceye kadar her an yeni öğrenmeler yapması gerektiğini de düşünemedi. İnsan bu garip varlık. Uzun bir yolculukta olduğunun farkında değil.
Henüz akşama ulaşmamışken düşüp kafasını çarpınca anladı. Ve önemli bir kelime öğrendi:DENGE. Oku ile başladığı yolda kalem ile tanışan yolcu üçüncü bir kelime ile tanıştı adı denge. Hayatta kurulması gereken o kadar çok denge var ki hepsini yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Beden ile ruh, akıl ile kalp, ahiret ile dünya gibi pek çok örnek verebiliriz. Denge noktasını bulunurken hakikat ışığında vicdanımız en büyük rehberimizdir. En güzel örnekte büyük önder HZ. MUHAMMED MUSTAFA (s.a.v.) VE ONUN YOLUNDAN GİDENLER OLACAKTIR.
Garip yolcu artık yolunu tamamlayabilir mi ? Belki ama düşüp kalkmaya hazır olarak.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa